SONSUZ MUTLULUK MEKANI: CENNET
Allah, Kendi rızasına uyan salih kullarını içinde sonsuza dek kalacakları nimetlerle donatılmış cennetlerle müjdelemiş ve insanları dünya hayatına aldanmamaları, dünya hayatını seçip üstün tutmamaları konusunda uyarmıştır. "...Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur, bir bilselerdi" (Ankebut Suresi, 64) ve "...Asıl varılacak güzel yer Allah Katında olandır" (Al-i İmran Suresi, 14) ayetleriyle Allah ahiretin, dünyadan daha değerli ve üstün olduğunu ve insanların "gerçek" hayatlarının ahiret hayatı olacağını bildirmiştir. Peki ahiret hayatında insanları nasıl bir ortam ve nasıl bir yaşam beklemektedir?Burada konumuz cennet ve burada yaşanacak olan mutluluk olduğundan, Allah'ın inkarcılar için hazırladığı azap dolu cehennemden bahsetmeyeceğiz.
Allah ayetleriyle ahiret hayatının insanların 'asıl ve gerçek hayat'ı olduğunu bildirmiştir. Cennette, dünya hayatındaki kusurlar, eksiklikler hiçbir şekilde olmayacaktır. Orada insanların nefislerinin arzu ettiği herşey vardır. Cennetteki bu kusursuzluk ve müminlerin cennetteki yaşamları hakkındaki detayları Allah Kuran ayetleriyle bizlere bildirmiştir; müminlerin yaşayacakları ortamlardan, yiyeceklerine, cennetteki doğal güzelliklerden, müminlerin oradaki eşlerine kadar cennet hakkında tefekkür edeceğimiz pek çok bilgi Kuran'da yer almaktadır. Cennetteki yaşamı ve burada duyulacak olan sınırsız mutluluğu daha iyi anlayabilmek için cennetin mükemmelliğini Kuran ayetleri ışığında kısaca inceleyelim.
İlk olarak cennetteki doğal güzellikleri ele alırsak, şunları söyleyebiliriz: Cennet Allah'ın "ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk" (İnsan Suresi, 13) olarak tarif ettiği, insana hiçbir rahatsızlık vermeyen, çok güzel bir iklime sahiptir. İnsanı, dünyada terleten, bunaltan sıcaklar ya da donduran soğuklar orada yoktur. Bu da cennetteki iklimin kusursuzluğuna işaret eden bir durumdur. Allah'ın cennet ile ilgili olarak bildirdiği doğal güzelliklerden biri de, "durmaksızın akan su(lar)" dır (Vakıa Suresi, 31). Durmaksızın akan bir suyun, hem görüntüsü hem de sesi insana büyük bir zevk verir. Aynı zamanda da insanı rahatlatır ve dinlendirir. Dünya hayatında insanların evlerinin, villalarının bahçelerine havuzlar, fıskiyeler yaptırmalarının amacı hem estetik bir görüntü elde etmek, hem de bu ferahlatıcı ortamı oluşturmaktır. Allah cennetteki bu özelliği bir diğer ayette şöyle haber vermektedir: "İçlerinde durmaksızın fışkırıp-akan iki pınar vardır." (Rahman Suresi, 66)
Ayrıca Allah "Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır" (Hicr Suresi, 45), "Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar başlarındadır" (Mürselat Suresi 41) ayetleriyle de müminlerin huzur veren ferahlatıcı yerlerde yaşayacaklarını haber vermektedir. Allah'ın Kuran'da bildirdiği bir diğer güzellik de, müminler için hazırlanmış olan 'cennet bahçeleri'dir. Bu bahçelerde insan ruhunun görmekten zevk alacağı her çeşit çiçek ve bitki birarada, uyum içinde bulunmaktadır. Bunlardan başka "yüklü dalları bükülmüş" ve "üst üste dizilmiş meyveleri sarkmış" (Vakıa Suresi, 28-29) olan meyve ağaçlarının varlığı da ayrı birer nimettir. Bunlara ek olarak Allah cennetin "alabildiğine yemyeşil" (Rahman Suresi, 64) bir görüntüye sahip olduğunu bildirmektedir.
Tüm bunlar birarada düşünüldüğünde insanın karşısına büyüleyici güzellikte bir manzara çıkmaktadır. Bu güzel görüntünün yok olması, zamanla güzelliğini kaybetmesi gibi bir durum da söz konusu değildir. Sonsuza dek hiç değişmeden, bozulmadan kalacaktır. Cennetteki müminler için olan güzellikler ve nimetler sadece bunlarla sınırlı değildir. Allah Kuran'da bu doğal güzelliklerin yanında müminlerin cennette yaşadıkları mekanların güzelliği hakkında da bilgi vermektedir:
Ancak Rablerinden korkup-sakınanlar ise; onlara yüksek köşkler vardır, onların üstünde de yüksek köşkler bina edilmiştir. Onların altında ırmaklar akmaktadır. (Bu), Allah'ın vadidir. Allah vadinden dönmez. (Zümer Suresi, 20)
Allah'ın ayette bildirdiği gibi, müminler cennette yüksek yerlere yapılmış olan köşklerde etkileyici bir manzaraya karşı oturmaktadırlar. Bunların dışında Allah, müminlere hizmet etmeleri için civanlar yaratmıştır. Allah müminlere sürekli ve kesintisiz bir şekilde hizmet eden civanları bizlere şöyle haber vermektedir:Kendileri için (hizmet eden) civanlar, etrafında dönüp dolaşırlar; sanki (her biri) 'sedefte saklı inci gibi tertemiz, pırıl pırıl.' (Tur Suresi, 24)
Bunların yanı sıra, Allah "hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyer" (Duhan Suresi, 53) ve "...orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler" (Hac Suresi, 23) ayetleriyle müminlerin cennetteki giysilerinin güzelliği hakkında da bilgi vermiştir. Bilindiği gibi ipek ve atlas kumaş, altın ve inci dünyada da çok kıymetlidir. Aynı zamanda da gösteriş ve zenginliğin bir ifadesi olarak bilinmektedir. Müminler, cennette bu kumaşlardan yapılmış elbiseleri giyecek, altın ve inci takılar takarak çok daha estetik ve ihtişamlı bir görünüme sahip olacaklardır. Allah ayrıca Kuran'da cennette müminler için tertemiz, kusursuz bir güzelliğe sahip ve yalnızca müminlere ait olan eşler vereceğini de müjdelemektedir:Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur. (Rahman Suresi, 56)
Allah, ayetlerdeki "saklı yumurta" (Saffat Suresi, 49) ve "saklı inci gibi" (Vakıa Suresi, 23) ifadeleriyle, sadece müminlere has olarak yarattığı bu eşlerin kusursuz güzelliklerine de dikkat çekmiştir. Hiçbir dünyevi eksikliğe sahip değillerdir ve sonsuza dek de güzelliklerinden hiçbir şey kaybetmeyeceklerdir. Tüm bunlar cennette müminleri bekleyen birbirinden güzel ve Allah'ın yalnız mümin kullarına vereceği nimetlerdir. Müminler tüm bu nimetlerden hoşnut kalacak, Rabbimizden razı olacaklardır. Allah "Nimetin parıltılı-sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın." (Mutaffifin Suresi, 24) ayetiyle müminlerin duyacakları sonsuz mutluluk ve sevincin yüzlerine 'parıltı' şeklinde yansıdığını bildirmiştir.Müminler için bir diğer mutluluk sebebi de, Allah'ın cenneti herşeyiyle kusursuz bir şekilde yaratmış olmasıdır. İnsanı dünyada sıkan, rahatsızlık ve bıkkınlık veren, mutsuzlaştıran hiçbir eksiklik ve bozukluk cennette olmayacaktır. Yorulma, ölme, hastalanma, acı çekme, yaşlanma, kirlenme, susama, acıkma ve bunlara benzer insanın aklına gelen dünyevi eksiklik ve kusurların hiçbirinin cennette olmayacağını Allah Kuran'da şöyle bildirmektedir:
Şüphesiz ki, senin acıkmaman ve çıplak kalmaman orda (cennette kalmana bağlı)dır. Ve gerçekten sen burada susamayacaksın ve güneş altında yanmayacaksın da. (Taha Suresi, 118-119)
Şüphesiz ki insanın, kendisini sıkan, huzursuzlaştıran, mutsuz kılan her türlü etkenden arındırılmış bir mekanda sonsuza kadar yaşaması olabilecek en büyük konfor, lüks ve benzersiz bir mutluluk kaynağıdır.Cennette ayrıca müminler için "ihtiyaç" diye bir kavram da söz konusu değildir. Orada hiçbir şeyi ihtiyaçtan dolayı yapmamaktadırlar. Herşey onların hizmetindedir, nefislerinin arzu ettiği herşey de onlarındır. Allah tüm bu nimetleri mümin kullarının zevk alıp, mutlu olması için yaratmıştır. Yaptıkları herşey onlar için bir zevke ve eğlenceye dönüşmektedir. Tüm bunlardan sonsuza kadar hiçbir sıkıntı ve bıkkınlık da duymayacaklardır.
Cennette müminlere huzur ve mutluluk veren bir diğer büyük nimet de orada beraber yaşayacakları salih müminlerdir. Şüphesiz ki müminler cennette, dünyada insanları sıkan, öfkelendiren ve huzursuzluk veren her türlü kötü ahlak özelliklerinden arındırılmış olacaklardır. Allah bir ayetinde cennetteki müminlerin kalplerinde kin ve öfkenin bulunmayacağını şöyle bildirmiştir:
Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız. Altlarından ırmaklar akar. Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ermeyecektik..." (Araf Suresi, 43)
Her türlü kötü ahlak ve davranıştan arındırılmış, tertemiz, güzel ahlaklı insanlarla yaşamak ve kusursuz bir ahlaka sahip olmak cennette yaşayan tüm salih müminler için şüphesiz ki büyük bir nimet, huzur ve mutluluk vesilesidir. Allah müminlerin cennette mutluluklarını şöyle dile getirdiklerini bildirmektedir:Derler ki; "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamd olsun; Şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir. Ki O, bizi Kendi fazlından (ebedi olarak) kalınacak bir yurda yerleştirdi; burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz." (Fatır Suresi, 34-35)
Ayetlerden de anlaşılacağı gibi, Allah cennette, insana en büyük zevk ve lezzetleri tattırmaktadır. Müminin Allah'ın rızasını ve sevgisini kazanabilmiş olmasından dolayı duyduğu mutluluk ve sevinç ise, tüm bunların üzerinde bir mutluluk vesilesidir. Cennetteki tüm bu nimetler, Allah'ın salih kullarına bir ikramıdır. Onları değerli ve çekici kılan şey ise, Allah'ın müminlerden razı olmuş ve onları cennetine kabul etmiş olmasıdır.Cennet, Rabbimiz olan Allah'ın bir ikramıdır ve bu nedenle çok değerlidir. Cennet halkı, ikrama layık görülmüş kullardan oldukları için ebedi bir mutluluk ve sevince kavuşurlar. İşte bir insan için 'en büyük mutluluk ve kurtuluş', Allah'ın rızasını kazanıp, cennetine ve rahmetine kavuşabilmiş olmaktır.
SONUÇ
İster genç, ister yaşlı olsun, insanların çoğunun bu dünyadan beklediği, yalnız başarılı, güvenli, konforlu ve lüks bir hayat değildir; aslında herkes bunlara sahip olmaktan zevk duyar. Fakat herşeyin üstünde insanlar yaşamlarının bir anlamı ve amacı olmasını isterler. İşte müminlerle inkarcılar bu önemli noktada birbirlerinden ayrılmaktadırlar. Müminler için bu yaşam Allah'ın hoşnutluğunu kazanabilmeleri için tek fırsatları olduğundan, hayatlarının sonuna kadar kendilerine Allah'ın rızasını kazanmayı amaç edinirler.İnkarcılar ise, bu değersiz olan dünyadan olabildiğince faydalanmak için çeşitli amaçlar edinerek hayatlarının sonuna kadar dünyayı elde etme arzusuyla yaşarlar. Bu yüzden, müminlerin yaşadığı gerçek mutlulukla, cahiliye toplumunun yaşadığı sahte mutluluk arasında çok büyük farklılıklar vardır. Mümin bu dünyanın gerçek mahiyetinin, kendi yaratılış amacının, Allah'ın kendisini denediğinin ve O'na kulluk etmekle sorumlu olduğunun bilincindedir. Bu yüzden, hayatı boyunca gerçek yurdu olan cenneti umar ve Allah'ın rızasını kazanıp, Allah'ın rahmetine ve mükafatına daha çok layık olmaya çalışır. Mutluluk ise, Allah'ın salih kullarına bu samimi imanlarından ve bağlılıklarından dolayı, hem dünyada hem de cennette verdiği çok büyük bir nimettir. Müminlerin mutluluklarının ve huzurlarının kaynağı sadece imanlarıdır. Allah, samimi imanlarına karşılık, onların kalplerine mutluluğu ve huzuru bir nimet olarak hissettirmektedir. Müminlerin yaşadığı, şartlara bağlı bir mutluluk değil, imanın getirdiği manevi mutluluktur. İnkar edenler ise, iman etmedikleri sürece hep mutsuz olacaklardır. Allah inkarlarına karşılık bu insanların kalplerini mutsuz ve sıkıntılı kılacağını bildirmiştir:
Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik çökertir. (Enam Suresi, 125)
İnkar edenler, dünyaya karşı olan tutkulu sevgilerini terk etmedikleri sürece, imanın kendilerine vereceği huzuru ve mutluluğu, asla yaşayamayacak ve bilemeyeceklerdir. Allah bu kimselerin ahiret günü bu yüzden duyacakları pişmanlıklarını "Ve derler ki; "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (Mülk Suresi, 10) sözleriyle dile getireceklerini ve iman etmemelerine gerekçe olarak dünya hayatlarındaki mutsuzluklarını öne süreceklerini bildirmiştir:Ayetlerim size okunuyorken, yalanlayanlar sizler değil miydiniz? Dediler ki; "Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz." (Müminun Suresi, 105-106)
Müminler ise, Allah'ın rızasına uygun bir yaşam sürdükleri için, Allah ahiret günü onları içinde sonsuza kadar kalacakları, nimetlerle donatılmış cennetlere sevk edecek ve müminler cennet bekçileri tarafından şu şekilde karşılanacaklardır:Rablerinden korkup-sakınanlar da, cennete bölük bölük sevk edildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cennetin) bekçileri dedi ki; "Selam üzerinizde olsun, hoş ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona girin" (Zümer Suresi, 73)
Mutlulukları daha dünyada başlayan müminler, cennete girmeleriyle birlikte, mutluluğun ve kurtuluşun en büyüğüne kavuşacaklardır. Allah'ın kendileri için hazırladığı cennetlerde, Rabbimiz’in rızasını, sevgisini ve rahmetini kazanmanın verdiği mutluluk ve sevinç ile sonsuza dek eşsiz nimetler içinde yaşayacaklardır...